Bruce Lee: Başkaları Gibi Düşünmemek

Aslen Bruce Lee’nin namı, film yıldızı ve dövüş sanatları ustası olarak gösterdiği başarılar nedeniyle yayıldı.

Kendisinin sıkı bir okur ve derin bir düşünür olduğunu çok kişi bilmez. Aslında kendisi, etkileyici marifetlerinin çoğunun yalnızca bedensel idmanlardan kaynaklanmadığını sıkça dile getiriyordu. Her şey, zihnini geliştirebilmesi sayesinde başlamıştı.

Ünlendiği dönem, köklerinden dolayı eleştirilerle baş etmesi gereken zamanlar olmuştu. Hong Kong’da Amerikalı, Amerika’da ise Çinli olduğu için yargılanabiliyordu insanlar tarafından.

Yalnızca işini yapmak ve emeklerinin meyvelerini toplamak onun için mümkün değildi. Dünyanın onu iki farklı yöne çekiyor olmasıyla da uğraşması gerekmişti. Derin içe bakış yeteneğinin ve ateşli bir bağımsız düşünür oluşunun kökeninde de bu vardı muhtemelen.

Hong Kong’da katıldığı bir söyleşi programında sunucu ona kendisini nasıl gördüğünü sormuştu. Kendisini Çinli olarak mı tanımlıyordu, Amerikalı olarak mı? Bruce Lee adama bakmış ve sonra sakince: “İkisi de değil. Ben kendimi bir insan olarak görüyorum,” demişti.

Bir ikon ve sporcu olarak Bruce Lee’nin hepimize öğreteceği şeyler olabilir. Öğrenilecek çok şey var onda. Bir düşünür olarak ondan neler kazanabileceğimize de bakmalıyız.

Bruce Lee yazılarında ve görüşmelerinde, düşünce süreçleriyle ilgili içten fikirler sunuyor ve zihni özgür düşünecek şekilde geliştirmeye dair de aydınlatıyor bizleri.

Kendisi bir dövüşçü olarak büyük ün sahibi, oysa onu ulaştığı noktaya götüren asıl şey zihni olmuş. Ondan neler öğrenebileceğimize bir bakalım.

1- Dogmalarla Her Şeye Yanıt Bulamayacağınızı Aklınızda Tutun

Dünyanın neresinde yaşarsanız yaşayın, doğru davranış ve iyi bir hayat sürdürmekle ilgili belirli gelenek ve kanılara bağlı kalıyorsunuzdur herhalde.

Sadece tek bir kültürel veya ideolojik yapıya maruz kalıyorsanız düşünme tarzınızı epey belirli ve katı değerler silsilesi belirliyordur muhtemelen.

Neyin uygun olup olmadığı, neyin saygın bulunup bulunmadığı, neyin doğru olup olmadığı ülkeden ülkeye, kültürden kültüre, hatta kentten kente bile farklılık gösteriyor. Bu farklılıklar bazen hafif seviyede oluyor, bazense durumlar gündüz ve gece kadar uzak oluyor birbirinden.

Bruce Lee, Çin felsefesinden yoğun şekilde etkilenmişti ve Doğu’ya özgü değer ve fikirleri Batı’ya taşımış olan Alan Watts gibi kişilerin çalışmalarından özellikle hoşlanıyordu.

Kendisinin de aynı yolu izlediğini görüyordu. Doğu’nun birçok idealinde güzellikler olduğunu düşünüyordu ve filmleri ve yazılarıyla bunların bir kısmını Batı’ya ulaştırmayı umuyordu.

Fakat tek bir gelenek veya kültüre bağlı kalmanın sınırlarının farkındaydı ve kendine özgü sonuçlarına varmak adına farklı fikirleri bir araya getirip harmanlamaya çalışıyordu daima.

Her öğreti tüm yanıtlara sahipmiş gibi bir haldedir genellikle. Oysa tarihi düşünecek olursak, tüm öğretilerin başarı ve başarısızlıklar doğurmuş olduğunu görürüz.

Çoğu kişinin belirli bir öğretiyi desteklemesinin nedeni çoğu zaman yalnızca tesadüftür. Çoğunlukla kişi onun içinde büyümüştür veya etrafındaki en güçlü düşünce o olmuştur ve neticede bireysel yaşama da yansımıştır.

Bu ille de başka pek çok kişinin de doğru bulduğu geniş bir çerçeve içindeki bir düşünce sistemini benimseyemezsiniz demek değil. Asıl mesele dikkatli düşünmek yalnızca.

Her kültür veya ideolojiden öğrenilecek bir şeyler vardır, ancak hiçbiri tek başına her şeye çözüm getirmez.

2- Zihniniz Kaleniz Olsun

Mevcut düşünme ve yaşama sistemlerinin güçlü yönlerinden biri, birçoğunun zamanın sınavından geçmiş olmasıdır. Bir fikir tarih boyunca süregitmişse, varlığının ne olursa olsun iyi bir gerekçesi bulunduğunu varsaymamız makul gözükebilir çoğu zaman.

Oysa her zaman öyle değildir. İnsanı çoğu zaman durduran bir genel fikirdir bu. Dolayısıyla mevcut bir dogmanın bir kısmını çürütmek istiyorsanız, zihinsel açıdan sağlam, dayanıklı olmanız gerekir.

Bir şeyin bir kısmının iyiliğini ve doğruluğunu kabul veya reddetme gerekçenize ve düşüncenizin sizi yanlış bir yola sürüklemeyeceğine güvenebilir durumda olmalısınız.

Bruce Lee’nin ölümünden sonra yazılarını derleyen John Little, Lee’nin geride bıraktığı çalışmaları incelerken kendisinin evinde üzerine notlar alınmış 1700 kadar kitapla karşılaşmış.

Bruce Lee fiziksel beceriler konusundaki (hayli yüksek seviyedeki) rahatlığının bile zihnini geliştirmesinin getirdiği düşünsel özgüvenden kaynaklandığına inanıyordu. 20’li yaşlarında yazdığı bir mektupta, içinde hissettiği “yaratıcı ve ruhsal gücün” her konuda kendisine yol gösterdiğinden bahsediyordu.

Kendisi öncelikle bir düşünürdü ve zihnini geliştirerek kendine güvenini artırması özgür düşünce ve davranışlarına güvenebilir hale gelmesini kolaylaştıran bir unsur olmuştu. Bu sayede, sorular sormakla kalmamış, farklı dövüş tarzları yaratarak yenilikler de getirmişti.

Özgür düşünceyi romantikleştirmek hayli kolay ve bunun bir amacı da var. İlerlemek için bu yolda gitmek gerektiği tavsiye edilir genellikle. Öte yandan bunun için gerçekten de etkin bir şekilde düşünebilmeniz gerekir.

Kendi adınıza düşünmek için öncelikle kişisel düşünce süreçlerinize emek vermeli, onlara güvenebileceğiniz bir hale gelmelisiniz.

3- Taklit Etmek Yerine Kendi İfadenizi Ortaya Koyun

Bruce Lee her şeyi kapsayan tekil öğretilere sırt çevirmişti. İçinde bulunduğu kültürün ve bilhassa Hong Kong dövüş camiasının bireysel ifadelerden ziyade belirli hareketlerle meşgul olduğunu da hissediyordu.

İnsanın kendisini iyileştirmesi ve geliştirmesi için, mevcut bir başarı hikayesini taklit etmesi değil, gözlem yapması ve gördüklerini kendine has bir şekilde uygulaması gerektiğine inanıyordu.

Önce kendinizi anlarsanız, sizin için neyin yararlı olup olmadığına dair daha iyi fikir edinebilirsiniz ve böylece, her şeyi değil yalnızca anlamlı olan şeyleri izlersiniz. Lee’nin kendisine dediği gibi:

“Öğrenmek sabit bilgileri toplayıp onlara uymaktan veya yalnızca taklit etmekten farklı bir şeydir kesinlikle. Öğrenmek, daimi bir keşif sürecidir ve sonu olmaz asla.”

Herkes neredeyse her kaynaktan bir şeyler öğrenebilir ve bu tür bir zihniyet geliştirmek kıymetlidir. Bununla birlikte, bazı istisnalar bir yana, öğrendiklerinizi birebir izlemekten ziyade kendi ifadenizle buluşturmalısınız daima.

Kıymetli tüm gelişimlerin temelinde kim olduğunuz ve doğrularınızın neler olduğu yatar. O özelliklerinizin iyi yönde değiştirilemeyeceği ve sizin de onları geliştirmeyi bırakmanız anlamına gelmiyor tabii ki bu. İşin özü içeriden başlamak sadece.

Zihninize güvenebileceğiniz bir noktaya geldiğinizde amacınız, uğraşmaktan vazgeçmek veya olmadığınız bir şeye dönüşmek değil aynı çizgide devam edip iyileşmek olmalı.

İnsanlar öğrenme konusunda alıştıkları kaynak ve örneklere fazla bağlanıyorlar genellikle. Bu bazen iyi olabilse de çoğu zaman kendilerine has özelliklerini kaybetmelerine yol açıyor.

Fikir edinmek için daima gözlem yapmaya çalışmalı, ancak gözlem yaptığınız şeyle aranızdaki mesafeyi daima korumalısınız.

Tek Bilmeniz Gereken

Herkesle aynı şekilde düşünüyorsanız, onlarla aynı hataları da yapıyorsunuzdur genellikle. Kendi adınıza düşünmek en uygun seçenek olmanın yanı sıra ilerlemenin de tek yoludur.

Bruce Lee modern dövüş sanatlarının atası; filmleri dünyanın dört bir yanından insanların beğenisini topluyor hâlâ. Özgür düşünme ve davranma tarzı iş hayatına daima yansımıştır ve geride bıraktığı felsefede daha da belirgin haldedir herhalde.

Kendiniz adına düşünmeyi bilmek sırf bu nedenle mevcut fikirleri reddetmek anlamına gelmiyor. Esas konu, önemli kararlara eleştirel ve temkinli bir şekilde yaklaşmak.

Yaşamda karşınıza çıkan her şeyin sorumlusu zihninizdir. Onu hazırlıklı kılın.

Zat Rana’nın 28 Kasım 2017 tarihinde Medium’da yayımlanmış yazısından çevrilmiştir. 

Yazının orijinal linki: https://medium.com/personal-growth/bruce-lee-how-to-think-like-nobody-else-f01ea7804eba